Pazar Sabahı
Ayla’nın pazar günleri değişmezdi.
Saat dokuzda evden çıkar.
Önce fırına uğrar.
Sonra mahalle pazarına giderdi.
Son olarak da karşı sokaktaki çaycıda otururdu.
Mahallede onu herkes tanırdı.
Kimisi ismiyle seslenirdi.
Kimisi “Ayla abla” derdi.
Emine teyze ise her zamanki gibi onu görünce bağırırdı:
“Yine geç kaldın!”
Ayla saati gösterirdi.
“Daha dokuz buçuk.”
“Pazar dokuzda başlar.”
“Senin pazarın öyle.”
“Benim mahallem burası.”
Ayla gülerdi.
O gün pazarda yeni bir tezgâh açılmıştı.
Tezgâhın başında genç bir adam duruyordu.
Ayla domateslere bakarken adam sordu:
“Hangilerini önerirsiniz?”
Ayla bir tanesini eline aldı.
“Bunları.”
Adam şaşırdı.
“Nasıl anladınız?”
“Yıllardır domates seçiyorum.”
Adam güldü.
“Tamam. Size güveniyorum.”
Ayla alışverişini yaptı.
Tam ayrılırken adamın gözleri bir anda telefonuna takıldı.
Telefonunda bir arama ekranı açıktı.
“Antalya travesti…”
Adam telefonu hemen kapattı.
Ayla hiçbir şey söylemedi.
Adam mahcup oldu.
“Yanlış anlamayın.”
Ayla çantasını düzeltti.
“Yanlış anlayacak bir şey yok.”
“Ben sadece…”
“Merak ettin.”
Adam başını eğdi.
Ayla gülümsedi.
“Merak etmek ayıp değil. İnsanları incitmek ayıp.”
Adam şaşırdı.
Ayla yürüyüp gitti.
Çaycıya oturduğunda Emine teyze yine yanına geldi.
“Bugün neden dalgınsın?”
Ayla pazardaki adamı anlattı.
Emine teyze omuz silkti.
“İnsanlar merak eder.”
“Evet.”
“Sen de gençken merak ediyordun.”
Ayla güldü.
“Ben her şeyi merak ederdim.”
Emine teyze çayını önüne koydu.
“İyi ki merak etmişsin.”
Ayla ona baktı.
“Ne demek o?”
“Yoksa bugün burada olmazdın.”
Ayla sustu.
Bazen bir cümlenin anlamı hemen anlaşılmazdı.
Belki yıllar sonra.
Belki çok daha sonra.
Ama o gün Ayla, pazar çantasını ayağının yanına koyup çayını içerken kendisini iyi hissetti.
Hayatı büyük değildi.
Televizyonlara çıkmıyordu.
Herkes tarafından tanınmıyordu.
Ama bir mahallesi vardı.
Her pazar gittiği bir pazarı.
Çayını içtiği bir masa.
Kendisini adıyla çağıran insanlar.
Bazen insanın aradığı aidiyet, büyük kalabalıklarda değil, her hafta aynı saatte seni bekleyen birkaç kişide saklıydı.
Ayla çayını bitirdi.
“Haftaya görüşürüz,” dedi.
Emine teyze hemen cevap verdi:
“Geç kalma!”
Ayla kahkaha atarak sokaktan uzaklaştı.
Pazar yine kurulmuştu.
Hayat da.
Sabahın ilk ışıkları perde aralığından içeri süzülürken Deniz gözlerini açtı. Telefonunun alarmı çalmadan birkaç dakika önce uyanmıştı. B...
Gece Vardiyasından Sonra Saat sabahın dördünü biraz geçmişti. Antalya’nın geceleri, gündüzlerinden farklı bir sessizliğe ...
İlk Kez Sahneye Çıkarken Lara’nın sahneye çıkmasına beş dakika vardı. Kulisin arkasında oturmuş, ayakkabısının bağcığını ...
Bir Fotoğrafın Hikâyesi Zehra fotoğrafı bir antikacıda buldu. Eski bir ahşap çerçevenin içinde, diğer fotoğrafların arasında ka...
Pazar Sabahı Ayla’nın pazar günleri değişmezdi. Saat dokuzda evden çıkar. Önce fırına uğrar. Sonra ma...